|
17 Ağustos 1999 'a ... üçü iki geçmekte vakit uyanmasina canlarin var daha nice saat uyumakta çocuklar uyumakta insanlar uyumakta hersey uyumayansa yeryüzünün solugu bir yılan kadar sessiz ve kıvrılarak dügüm düğüm sariyor cerahat sıkmak uzere canları uyuyanlari hoş uyumasanda farketmez ki oylesine derinden çığlığı bir yanında kıvrılsa haberin yok yagmurun pususunda beklemekte yine ulusun kara bahtı oyle bir kara baht ki bu bu ulusun yüreği bin sancıdan yogrularak dirilmiş bin acıya dayanmış analarımızın dizleri nice şehitler vermiş kardeşi kardeşe kırdırmış soysuzlar bırakmamış umudunu isimsizler koca gülleleri gül diye sırtına vurmuş da aşmış titriyor kıvrılıyor anadolunun bagrında yatan zehir kusuyor kırk kusuyor beş kusuyor kırkbeş defa anadolu irkiliyorsun yer altından kaçıyor saklanıyor Izmit korfezine can mı canan mı soramıyorsun tüm seçimin korkudan yana atabiliyorsan atıyorsun kendini bir diger karanlığa Türkiyem alaca karanlıkta kara bahtıyla bir direniş bir isyan desen ne fayda ögrendiğin tüm harfler bildiğin tüm kelimeler şimdi sadece bir çığlık içtiğin pak sular yediğin tüm mezeler şimdi sadece gözyaşı dört bir yanında yalnızca sarsıntı bir kolon devrilmiş belki ayağının uzerine ellerin toz toprak içinde oysaki ne çok severdin onla sevgilini nice tohumlar saçmış nice gül benizlere dokunmuştun değilmi şimdi kemiklerin sırıtmakta kanlar içinde ... yok gerisi yok gömülebilirsen TC hüviyetinde yazan isminle ne kadar iyi dozerler kepçeler fırlatıyor çamurdan mezarlara ya seni ya da yarini ki kardeşin de annende babanda sevgilinde yarin gayri bir farkın yok yaşasan da ölüsün şimdi
|
| Sarsıntı |
Portfolio 















